Bilim, gerçeği bilmektir.
Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız.
ANA SAYFA GÜNLÜK OLAY AÇIKLAMALARI
BİLGİSAYAR VE İNTERNET KENDİMİZ YAPALIM
BİLİM ADAMLARI NASIL ÇALIŞIR?
DENEYLER TEKNOLOJİ
FEN BİLGİSİ KONU ANLATIMLARI TÜRKÇE
Özel Arama

15 Aralık 2007 Cumartesi

GÖK KUŞAĞI NASIL OLUŞUR?


Gökkuşağı, güneş ışınlarının yağmur damlalarında veya sis bulutlarında yansıması ve kırılmasıyla meydana gelen ve ışık tayfı renklerinin bir yay şeklinde göründüğü meteorolojik bir olaydır. Bu olayda havadaki su damlacıkları prizma görevi görmüş olurlar. Gökkuşağında görülen yedi renk; kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mordur.Tipik bir gök kuşağı kırmızı, turuncu, yeşil, mavi ve mor renklerinden meydana gelen bir renk sırasına sahip bir veya daha fazla aynı merkezli arklardan ibarettir. En çok rastlanan çeşidi ilkel (birinci) gökkuşağıdır. Bu çeşidin merkez açısı 42° civarındadır ve kırmızı renk dış tarafa, mor renk iç tarafa isabet eder. Bazen ışığı daha zayıf merkez açısı 50° civarında olan tali (ikinci) gökkuşağına da rastlanır. Bunda renk dizilişi diğerinin tersidir. Bunların haricinde sadece dar kırmızı veya kırmızı-yeşil renk bantlarından müteşekkil küçük kuşaklar da görülür ve bunlar birinci gökkuşaklarının iç tarafında ve ikincilerin dış tarafında bulunurlar. Gökkuşakları; ışık ışınlarının yağmur damlaları ve sis tanecikleri tarafından kırılması, yansıtılması ve dağıtılması ile meydana gelir. Büyük damlaların meydana getirdiği kuşaklar en parlak ve renk ayrılması en belirgin olanlarıdır. Küçük yağmur damlalarının meydana getirdiği kuşaklar ise daha zayıf ve daha geniş olurlar. Bunun en tipik örneği sis kuşağı olarak da isimlendirilen ve sis bulutu veya buğusu tarafından meydana getirilen beyaz kuşaklardır.

GALİLEO GALİLEİ

Modern fiziğin ve teleskobik astronominin kurucularından olan İtalyan bilim adamı. 1564'te İtalya'nın Pisa şehrinde doğdu. Dönemi­nin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo Galile­i'nin oğlu olan Galileo, ilk tahsilini Floransa'da yaptı. 1581'de Pisa Üniversitesinde tıp tahsiline başladı, ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583'ten itibaren matematiğe ilgi duyan Galileo, bu konudaki çalışmaları sayesinde 1589'da Pisa'da profesörlük elde etti. Sarkacın, yüzen cisimlerin ve hareketin Aristo fiziğinden farklı bir düşünceyle matematiksel olarak ele alınması gerektiğine inanan Galileo, Pisa Kulesinden ağırlık düşürerek Aristo'nun yanlışlığını açıkça gösterdi. Bu davranışı yaşlı profesörlerle anlaşmazlığa düşmesine sebep oldu. 1592'de Pisa'yı terk ederek, Padova Üniversitesi matematik kürsüsüne geldi. 1597'de pratikte çok faydası olan pusulayı ticari olarak piyasaya arz etti. 1600 senesinden hemen sonra ilkel bir termometre, insan kalp atışının ölçümünde kullanılmak üzere bir sarkaç ve 1604'te serbest düşüşün matematik kanunlarını keşfetti. Ancak düzgün ivmeli hareket kavramı hatalıydı. 1609'da Hollanda'da teleskopun bulunduğunu işitti. Kendisi daha ileri bir alet yaparak bunu astronomi gözlemlerinde kullandı. 1610'da aydaki dağlar, yıldız kümeleri ve Samanyolu üzerine ilk tespitlerini yayınladı. Bu arada Jüpiter'in dört uydusunun varlığını bildirdi. Bu kitabı çok ilgi uyandırdı ve Floransa'da saray matematikçisi olmasını sağladı. Hemen sonra Venüs gezegeninin devreleri ve Satürn’ün şekli hakkında bilgi verirken, astronomideki Ptolemy (Batlamyus) sistemini tartıştı. 1611'de Roma'ya gitti ve oradaki Bilim Akademisi'ne üye seçildi. Floransa'ya dönüşünde hidrostatik üzerine pek çok profesörün itirazına sebep olan kitabı ile 1613'te güneş lekeleri üzerine yazdığı eserini yayınladı. Bu eserinde Kopernik sistemini açık bir şekilde müdafaa etti. Bundan dolayı papazların ağır hücumuna uğradı. 1615'te bizzat Roma'ya giderek iddiasını müdafaa etti. Ancak 1616'da Papa Beşinci Paul tarafından kitaplarını tetkik için bir komisyon kuruldu. Bu komisyon Galileo'nun kitaplarını yasaklamadı. Sadece dünyanın döndüğü iddiasından vazgeçmesini istedi. Galileo, bir müddet bilimin pratik yönüne döndü, mikroskobu geliştirdi. Ancak 1618'de üç kuyruklu yıldızın görülmesiyle kiliseyle münakaşaya girdi. Arkadaşının Sekizinci Urban olarak Papa seçilmesinden cesaret alarak yazdığı "İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar" adlı eserini 1632'de yayınladı. Ancak kitabı daha önce yapılan uyarılarla çeliştiği söylentilerine rağmen Roma’da mahkemeye çağrıldı. 1633'te bu kitap yasaklandı ve Kutsal Engizisyon'ca müebbet hapse mahkum edildi. Cezası kendi evinde göz hapsine çevrildi. Yetmiş yaşında hapsedilen Galileo kör oldu ve 1642 yılında öldü.

TELESKOP NASIL ÇALIŞIR

Teleskop yunanca “tele(uzak)” ve “skopein(bakmak)” anlamına gelen kelimelerin birleşmesiyle oluşmuştur. Teleskop bildiğimiz gibi çok uzaklardaki görüntüleri izleyebilmemizi sağlayan bir alettir. Uzaydaki cisimlerden yansıyarak veya doğrudan doğruya gelen, gözle görülen ışık, ültraviyole ışınlar, kızılötesi ışınlar, röntgen ışınları, radyo dalgaları gibi her türlü elektromanyetik yayınlar kâinat hakkında bilgi toplamak için çok lüzumlu delillerdir. Bu deliller ya klasik manada optik teleskoplarla veya çok daha modern radyo teleskoplarla incelenir. Teleskop, bir tüpün içine objektif, oküler merceklerin yerleştirilmesiyle oluşturulur. Objektif cinsine göre iki tür teleskop vardır. Uzaydan gelen ışıklar teleskop içinde bir aynaya çarpıp, prizmadan geçtikten sonra göze geliyorsa bu türe yansımalı teleskop denir. Uzaydan gelen ışıklar merceklerden doğrudan geçip göze geliyorsa bu türe de kırılmalı teleskop adı verilir. Teleskopun gücü, topladığı ışık miktarıyla orantılıdır. Teleskopun objektif çapı büyüdükçe ışık toplama kabiliyeti artar. Mesela, 50 mm çaplı bir teleskop 5 mm çaplı gözbebeğine oranla (50/5)² veya 100 kat daha çok ışık toplar. Kaliforniya'daki Palomar Dağında bulunan Hale Teleskopu objektif çapı 5 metredir. Bu teleskop göze nazaran bir milyon kat ışık toplar. Teleskopun ışık toplama gücüyle büyütme gücü farklıdır. Teleskopun büyütmesi teleskop odak uzaklığının oküler odak uzaklığına oranıdır. Gök cismini inceleyen teleskopun dünya dönüşünü takip edecek yukarı aşağı ve yana hareket etmesi için takip düzenleri vardır. Hareketlerin çok hassas olması gerekir. Atmosfer etkilerinin de hesaba katılarak teleskop konumuna hareket verilir. Teleskop hareketleri modern teleskoplarda elektronik devreler ve bilgisayar yardımıyla yürütülür. Radyo teleskoplar yapı olarak optik teleskoplara benzer. Uzaydan gelen elektromanyetik yayınları alabilmek için 100 metre çapında antenler kullanılır. Anten, ışığın ayna vasıtasıyle odaklanması biçiminde elektromanyetik yayını, odakları ve çok hassas radyo alıcılarında yükseltilerek incelenmesine imkan tanır. Cassegrain Teleskobu 1983 sonlarında uzay ilim adamları uzun mesafeleri daha hassas görebilmek gayesiyle çok maksatlı uzay teleskopunu dünya etrafındaki yörüngesine oturttular. Uzay teleskopu, ışığı toparlayan 2,4 metre boyunda Cassegrain reflektörü yardımıyla ultraviole astronomisinde çığır açmıştır. Uzay teleskopunun faaliyete geçmesiyle: • Gözlemler yer yüzeyinden 500 km yükseklikten gece-gündüz devam eder. • Atmosferin yuttuğu bazı elektromanyetik radyasyonlarla ultraviole ve infraruj ışınların bir kısmı tespit edilir. Yer yüzünden en yüksek dağ tepesinden dahi bu radyasyonlar kaydedilmemektedir. • Atmosferin özelliği dolayısıyle cisimlere ait görüntülerin birbirine etkisi ortadan kalkar. Böylece küçük bir cisimden gelen ışığın teferruatlı incelenmesi mümkün olur.

MİKRODALGA FIRIN NASIL ÇALIŞIR?


Çoğumuz mikrodalga fırınların ne kadar hızlı pişirdiğini duymuştur. Peki, sizin evinizdeki fırın niye bu kadar hızlı pişirmiyor? Acaba ısı derecesini sonuna kadar getirirseniz mikrodalga fırın kadar hızlı pişirebilir mi? Hayır pişiremez. Acaba mikrodalga fırınlar klasik fırınların tahtına göz mü dikiyorlar?

Mikrodalga Nedir?

Aslında mikrodalgalar evimizin içine kadar girmiş durumda. Onları göremiyorsunuz ama onlar sayesinde radyo dinliyorsunuz , televizyon seyrediyorsunuz, cep telefonu ile konuşuyorsunuz ve yemeklerinizi pişirebiliyorsunuz. Mikrodalgalar ışık hızında hareket eden, çok kısa dalga boyuna sahip elektromagnetik bir enerjidir.

Nasıl Çalışır?

Mikrodalga fırınlar elektrik enerjisiyle çalışır. Fırının bu elektrik enerjisini mikrodalga enerjisine dönüştürmesi ise bir magnetron ile olur. Magnetron 2450 MHz frekansında mikrodalgalar üretir. Bu mikrodalgalar, dalga kılavuzu vasıtasıyla fırının içine ulaşırlar. Bu noktada mikrodalgaların birkaç karakteristik özelliğinden bahsetmek istiyorum.

- Mikrodalgalar, tıpkı güneş ışığının camdan nasıl geçiyorsa cam, porselen, kağıt ve plastik gibi çoğu maddelerin içinden geçebilirler.

- Mikrodalgalar, duvara çarpan bir topun geri dönmesi gibi, metallerden yansıyıp geri dönerler.

- Mikrodalgalar maddelerin içine nüfuz ederler ve özellikle yiyecekler tarafından emilirler.

Bu bilgilerden sonra kaldığımız yerden devam edebiliriz. En son mikrodalgalar fırının içine ulaşmıştı. Bu mikrodalgalar pişirmek istediğimiz yiyecek tarafından emilirler. Saniyede 2,45 milyar kez titreşen mikrodalgalar yiyeceğin içine girdiklerinde, su moleküllerinde bir titreşim oluştururlar. Mikrodalgaların polaritesi (kutupsallık) her değiştiğinde (+) ve (-) yüklerle yüklü su molekülleri bir ileri bir geri saniyede 4,9 milyar kez titreşirler. Bu yüksek hızdaki titreşmeden dolayı birbirine sürtünen su molekülleri ısı enerjisini açığa çıkarırlar. Bu ısıyla ise yiyecek pişmiş olur. İçinde daha fazla su molekülü olan yiyecekler daha hızlı pişerler.

Klasik fırınlarda olduğu gibi mikrodalga fırınlarda ortam ve yiyecek kapları ısınmazlar. Yalnızca yiyecekler ısınır ve pişerler. Pişirme süresi ise çok daha kısadır.

En Çok Sorulan Sorular

Çelik tenceremle mikrodalga fırında yemek pişirebilir miyim?

Hayır, çünkü mikrodalga ışınlar metal malzemelerden yansırlar, içlerinden geçemezler. Ama cam, seramik, plastik ve hatta kağıt kapta bile yemeğinizi pişirebilirsiniz.

Mikrodalga ışınlar zararlı radyasyon yayar mı?

Mikrodalga ışınlar iyonize olamayanlar grubuna dahildir. Madde ve canlı hücrelerin yapısını değiştirmezler ve radyoaktif olarak zarar veremezler. Fakat X ve Gama ışınları gibi iyonize olanlar grubundakiler, maddenin ve hücrenin yapısını değiştirirler ve zararlı olabilirler.

Mikrodalga fırına çalışırken elimi soksam ne olur?

Sakın böyle bir şey denemeyin. Mikrodalga fırınınızda sadece yemek pişirin. Eğer elinizi çalışırken sokmaya kalkarsanız o da pişer.

Mikro dalga fırında pişen yemek zararlı mıdır?

Hayır değildir. Mikrodalga fırınlar elektrik enerjisini, mikrodalga enerjisine; mikrodalga enerjisini de ısı enerjisine çevirir. Fırından çıkan yemekte radyasyon falan yoktur, afiyetle yiyebilirsiniz.

Mikrodalga fırının içini kapaktan bakınca görüyorum. Peki mikrodalga ışınlar buradan ışık gibi dışarı sızmıyor mu?

Mikrodalgalar kapakta bulunan metalin üstündeki ufak deliklerden dışarı çıkamazlar. Çünkü mikrodalganın fiziki karakteristikleri buna uygun değildir. Dalgaların frekansı (saniyedeki titreşim sayısı) ile dalga boyu arasında şu ilişki vardır: Yüksek frekans kısa dalga boyu, alçak frekans uzun dalga boyu demektir. Bunu terside doğrudur. Kapakta bulunan ufak delikler ışık dalgalarının geçmesine izin verirler ve fırının içini görürüz. Çünkü ışığın dalga frekansı son derece yüksektir, dolayısıyla dalga boyu da çok küçüktür. Dalga boyunun çok küçük olması kapaktaki deliklerden geçmesine müsaade eder. Mikrodalgaların ise frekansı düşüktür ve dalga boyu daha uzundur. Bu yüksek dalga boyuyla kapaktaki ufak deliklerden geçemezler ve içeri tekrar geri yansırlar.

Tarihçe

1946 yılında radarla ilgili bir araştırma projesinde Dr. Percy Spencer da görevliymiş. Dr. Spencer magnetron denilen vakum tüpü üzerinde çalışırken cebindeki çikolataların eridiğini farketmiş ve şaşırmış. Sonra bir deney yapmış. Mısır tanelerini magnetronun yanına koymuş ve görmüş ki mısırlar patlamış, her tarafa saçılmış. Sonra çiğ bir yumurtayı koymuş magnetronun yanına. Arkadaşları ile ne olacağını beklerken yumurtanın piştiğini ve patladığını görmüşler. Dr. Spencer kendi kendine sormuş: Yumurtayı bile pişiren bu mikrodalga enerji yemekleri de pişiremez mi? İşte mikrodalga fırınlar üstündeki ilk çalışmalar bu tesadüf sonucu başlamıştır.

Tavsiyeler
- Çalışan bir mikrodalga fırından en az bir kol mesafesi kadar uzakta durunuz ve yüzünüzü yemek pişmiş mi diye fırına yaklaştırmayın

- Fırın boşken çalıştırmayın

- Kapak kapanmıyor veya hasar görmüşse fırını çalıştırmayın.

- Fırının içini sık olarak temizleyin.

- Yemek pişirirken metal kap kullanmayın.

- Kalın kabuklu yiyecekler pişince içinde buhar kalır ve kabuk çatlayınca dışarı buhar fışkırır. O yüzden dikkatli olun.

14 Aralık 2007 Cuma

ÇAMAŞIRLAR NASIL DAHA HIZLI KURUR?


Çamaşırları daha hızlı kurutmak deyince çoğumuzun aklına sıcak bir ortam gelir ancak sıcak ortam olmazsa ne olabilir diye düşünürsek cevap, rüzgârlı bir ortamdır. Evet, çamaşırlar rüzgârlı ortamlarda daha hızlı kururlar çünkü rüzgâr havanın(gaz madde) hareket etmesi demektir ve gaz maddeler hareket edince yani hızları arttıkça basınçları azalır. Bu yüzden de çamaşırların içindeki suyun üzerindeki basınç azalmış olur ve suyun daha kolay buharlaşmasını sağlar. Böylece çamaşırlar rüzgârsız havalara göre daha kolay kurumuş olur.